durdum. yaptığım her şeyi sebebini bilmeden, bilmeyi beklemeden yaptım. elimden gelmeyense şu; yaptığım şeylere ruh katmak, tuz katmak gibi değil ki bu. insana doğuştan eklenmeli o sanki, photpshop sucks at this moment!
uzaktan hayatımı izlemeyi yasakladım kendime. sıradanlığım, normalliğim yeni elbisem. işin boktan tarafı çoğu zaman yıkamayı ve ütülemeyi beceremiyorum. diğerlerine uyum sağlamak için harcadığım enerjiyle ‘süperstar’ olabilir miydim? tabi ki hayır.
asosyallik değil bahsettiğim şey. yalnızlıktan nefret ederim. insanları da uzaktan çok severim. elime bir çöp verseler, beni Gulliver’e çevirseler ve ben elimdeki çöple, insanlarla oynasam. iletişim becerileri, iletişimsizlik becerileri, sıçıp sıvama becerileri, may god be with you babe.
beynim sakız gibi bu ara, dokunduğu yerden toplamak impossible.

run, faster than my bullet
para para paradise. perfecto!
“I should claim respect for doing so. I should persecute anyone who would not show me respect. I should live at ease, I should die with dignity, why, it is charming, PERFECTLY CHARMING!”
Yeraltından Notlar’ın ingilizcesini okumaya başladım. Çevirisi çok çok iyi ve Dostoyevski bir tür übermensch. Çırılçıplak yaşayabilir mi bir insan? Dinsiz, inançsız, tabusuz vs. hiçbir tutanağı olmadan yaşayabilir mi? Yaşar evet, Dostoyevski kendini var etmeye yok olarak başlamış inanılmaz bir yaratıktır. Bunun “özgüven”le alakası olduğunu düşünenler ise devasa ahmaklardır. Bu sizinle alakalıdır, sizin kendinizle derdinizdir. Bunun iyi insan olmakla, erdemlerle, dinlerle alakası yoktur. Bunun içinizdeki bin türlü sesi dinleyip, hepsiyle tek tek savaşmanız, hepsine tek tek yenilmeniz, ağzınız burnunuz kanarken hala beyninizle pazarlık etmenizle alakası vardır.
“I said that a man revenges himself because he sees justice in it. Therefore he has found a primary cause, that is, justice. And so he is at rest on all sides, and consequently he carries out his revenge calmly and successfully, being persuaded that he is doing a just and honest thing. But I see no justice in it, I find no sort of virtue in it either, and consequently if I attempt to revenge myself, it is only out of spite.”
white rabbit
go ask alice when she’s ten feet tall
and if you go chasing rabbits and you know you’re going to fall.
go ask alice when she’s just small.
for you I was a flame
yalnızlık öldürür. yalnızlık en acımasız hastalıktır. daha kötüsü yalnızlık seçmez, seçilir. yalnızlığı seçen kişiyi hemen tedaviye almak, üzerine gitmeden sevmek, sadece sevmek, yalnızlık fikrinden uzak tutmak gerekir.
tanrı dini, bilimi yaratan insanları küme küme yarattı da, bunlardan çıkarı olamayacak insanları niye tek tek yarattı acaba? aralara farklı türler serpiştirip hayatta kalıp kalamayacaklarını izlemek nasıl bir deney? bütün bu insanların bu denekleri yok sayması nasıl bir zalimlik?
Amy Winehouse öldü. aklınız alıyor mu seçerek ölmeyi?
“bu duruma nasıl geldim? neden bana yaşamasını öğretmediler? neden bana, bizden bu kadar gerisini sen bulup çıkaracaksın dedikleri zaman isyan etmedim? hayat atılmak gibi bir çılgınlığı nasıl yaptım. insanların dünyasına atılmayı nasıl göze aldım? ben insan değilim ki. yaşamadığım bir hayatın içine nasıl atıldım?”
I’m an alien, I’m a legal alien